HARMANLADIKLARIM BİR GECE YARISI
Yazı: İlker ERiNÇ 21.11.2004
Saat 24.00, günlerden pazartesiyi salıya bağlayan gece, tarih:16/17 Şubat 2004
Kanal D'de bir söyleşi var. Fatih Altaylı, Başbakan Erdoğan ile konuşuyor. Koltuğumda izliyorum. Ne yapacağımı şaşırdım aslında :) Çünkü sağımda bir kitaba dalmışım; adı: UNUTULANLAR DIŞINDA YENİ BİR ŞEY YOK.
Yazarı: Osman Pamukoğlu.
Arkadaşım ve yaşıtım, meslektaşım, çeşitli yöre ve görevlerde birlikte olduğum komutan...
Dalmışım Hakkari'ye...
Solumda, "Tosbaga-3". Gezinirken sayfalarında; "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde" sayfası açık kalmış önümde... Kafamı kaldırdım, TV'ye bakıyorum; Sayın Erdoğan anlatıyor, Altaylı'ya: "1 Mayıs'a kadar BEDEL ödememiz gerek" diyor... İzliyor musunuz siz de? Ben izliyorum.
Götürüyor bu tümce beni 20 Temmuz 1974'e... Ragıp Gümüşpala gemisinden aşağı atılan halatlarla çıkarma gemisine inişim askerlerimle ve GMC&REO'larımı başımın üstünde taşıma çabam içindekilerle... Konvoyu oluşturmam, hepsine hakim ve sahip olma içgüdüm kıyıda... Arızalanana anında mudahale etme dürtüsü. Gorev bihakkın yerine getirelecek... Gemiden inen tüm araçlarımı sevk edip lojistiği sağlamalıyım... Erzakı ve mühimmatı emredilen ileri ikmal noktasına ulaştırmalıyım.
Teğmenim çiçeği burnunda, askerlerim ve ben varım bu görevde. Başkaca rütbeli yok... Onlarla bütünleşiyorum. Tapıyoruz, aşığız birbirimize, o denli sevgi ve saygı var aramızda yeminle...(çoğu ile hala görüşüyorum)
Boğaz yolu, Lefkoşa'ya doğru... Ön lastiği patlıyor 1 GMC'nin rampada... Bijon saplamalarından biri gıcıklık yapıyor. Açılmıyor. Kaynamış... Aracı bırakamam. Soförünü ise asla! Çünkü düşman tehtidi var... Neticede açıyoruz bijon saplamasını (Emin Alpgiray merak etmiştir kesin, nasıl açtık diye...)
Sayın Erdoğan "1 Mayıs'a kadar BEDEL ödeyeceğiz" diyor tv'de, Altaylı'ya...
Sonrası bir macera; Boğaz'da, Beşparmak'ta, Girne'de, St.Hilarion'da, Lefkoşa'da...
Bir daha Kıbrıs... Bu sefer yıl 1993/1995 Necati ÖZGEN komutanın karargahındayım. Adanın ulaştırma patronuyum KTBK nezdinde:) İçeride karayolu, dış hat havayolu ve denizyoluna hukmedip, ahkam kesiyorum... Bu arada Genelkurmaya bağlı o zaman KTBK. Gelen II.başkana mihmandarlık yapma görevi de benim... Onunla birlikte tanıyorum Kıbrıs'ı... Denktaş'la tanışıyorum. Feyz alıyorum, öğreniyorum. Aynı sofralarda ve sohbetlerde bulunuyorum erkanında...
1995 yılı, Beşparmak'lar yanıyor:( KTBK karargahına da giriyor yangın... Koşuştururken, ÖZGEN ve DENKTAŞ'la karşılaşıyorum, gözgöze geliyoruz... ÖZGEN çaresiz; "ilker!" diyor, umudu yok anlıyorum, karargah yanıyor !!! Metanetimi ve
cesaretimi toplayıp yanıtlıyorum Denktaş'ın yanındaki komutanı; "SÖNDÜRECEĞIZ KOMUTANIM". Ve söndürüyoruz... Mutluyuz...
Tv'de; Erdoğan, Altaylı'ya "1 mayısa kadar bedel ödememiz gerek" diyor...
Düşünüyorum, elimde Tosbağa dergileri...
Sayfalarda; "İstanbul ve çevresi için güçbirliği platformu", "Saraybosna seferi projesi", "Siyanürlü altına HAYIR etkinliği",
"8 yıllık eğitime destek kampanyası", Kınıyor muyum? HAYIR. ASLA... Yalnızca düşünüyorum, etkinlikse, neden KIBRIS ve
TR vosvoscuları bütünleşmedi bugüne değin? Neden gidilip gelinmedi? Mail list'in geçmişini inceliyorum arşivde TIK yok:(
Ama, Nadir Cem Çetintaşoğlu, Tosbağa'nın 3. sayısında; "Gazimagusa'da yıllar önce kaderine terkedilmiş bir 1955 oval window, hiç de kötü durumda değil" diye manşet atmış bir vos için ve resimlemiş. O resme bakıyorum, yanımda; UNUTULANLAR DIŞINDA YENİ BİR ŞEY YOK derken Pamukoğlu, TV'de ise Sayın Erdoğan; "KIBRIS İÇİN 1 MAYIS'A KADAR BEDEL ÖDEMEMİZ GEREK" diyor...
|