Ankara'daki kirli havanın nedeni

Yazı: Volksmaster 15 Nisan 2005

Ankara'da yaşamıyorsanız ve dışardan kente gündüz saatlerinde karayolundan giriyorsanız 10 km. kaladan itibaren şehrin üstünün ortalama 100-200 m. kalınlıkta kara-sarı bir sis tabakası ile kaplı olduğunu görürsünüz. Uçakla geliyorsanız Ankara kentinin üstünde yine aynı sis tabakası vardır. Dam, kiremitler ve aşağıdaki yollar flu görünür. Bu, yaz ve kış aynıdır. Değişmez...Tek istisnası vardır: Rüzgar...Onu da ara ki bulasın...

Bu sis tabakası aslında bizatihi sis değil tamamen egzoz gazı ve egzozlardan çıkan partiküllerdir. Çünkü Ankara yazın da bu çileyi çeker. Üstelik ısınma yakıtı olarak kışın doğal gaz kullanılır. Ankara'nın ise ne denli bir sanayi kenti olmadığı hepimizce malumdur.

Teşhiste bulunduysak, tedaviden önce olayı meydana getiren nedenleri inceleyip irdelemekte yarar olduğunu sanıyorum. Günümüz itibariyle trafikte seyreden motorlu araçların yakıtları hepimizin de bildiği gibi;
1- Benzin
2- Motorin
3- Otogaz (LPG) olarak üçe ayrılır.
Bunlardan voslarımızın da yaktığı benzini ele aldığımızda şöyle bir deney yapmakta yarar umuyorum. Günümüzde oktanı en az benzini vosvoslar yakar (eski süper benzini bulabiliyorlarsa) Oktanın düşük olması egzozdan çıkan atıkları, partikülleri, kurumları arttıracaktır. Beyaz bir kağıt alıp egzoz borusu/susturucu ucuna 5-10 cm. mesafeden 3-5 dak. kadar tuttuğumuzda eğer benzin yakan aracın karbüratöründeki jikle, rölanti, yüksek hız, kapış pompası ayarları yapılmışsa, araç yağ yakmıyorsa beyaz kağıtta herhangi bir leke görmeniz mümkün olmaz. İş yalnızca gözle görmediğimiz karbonmonoksit, azotoksit ve hidrokarbon emisyonlarına kalir. Zaten yukarıda saydığım karbüratör devrelerindeki ayarsızlığı sürücü derhal farkedecektir. Çünkü aracı çekişten düşecek, yaktığı benzin üçe dörde katlanacaktır. Benzinle çalışan araç sürücüsü gerekli tedbiri ve bakımı kimsenin uyarı ve ikazına gerek duymadan kendisi derhal alacaktır. Yeni nesil araçlar da artık katalitik konvektörlü olarak imal edilmektedirler. Bakınız:
http://www.mmf.gazi.edu.tr/journal/2003_1/57-70.pdf
Netice itibariyle Ankara'nın üstündeki kalın egzoz kirliliğini benzinle çalışan araçlar yaratmaz.

Otogazla (LPG) çalışan araçlarda ise durum benzinden de lehimizedir. Çünkü dışarıya kimyasal elementlerden başkaca herhangi bir dumanın çıkması mümkün değildir. Bakınız:
http://vos06.com/teknik/LPG.htm

Mazot/motorin yakan araçlar dizel araçlardır. Bu yakıt, yukarıdakilerden çok daha kirli ve atık içerir. Benzinli araçlardaki karbüratör görevini bunlarda enjektör pompası devralmıştır. Çünkü yanma odasına yakit, benzinlilerdeki gibi emilerek değil, bu parça marifetiyle püskürtülerek ulaşır. Çok hassas ve bilgisayarlı olarak ayarı yapılabilir. Ayarsızlığı, egzozdan dışarıya çok yüksek ve yoğun siyah bir duman salgılamasıyla gözlemlenir. Benzinli araçlarda olduğu gibi ayarsızlığı yakıt israfını arttırmaz. Zaman içersinde enjektör pompası artık ayar da kabul etmeyecek duruma düşer. Yenisi ile değiştirilmesi gerekir. Ancak motorun belki de en pahalı parçasıdır. Sürücü bu paradan kaçınacağı için ayarsız pompayı kullanır da kullanır.

İşte Ankara'nın tepesindeki kalın kara-sarı sisin gerçek sahibi budur...

Hal böyle iken şimdi soruyorum:
1- Benzinli araçlara ve özellikle katalitik konvektörlü araçlara neden emisyon ölçüm zorunluluğu getirilmiştir? Kimin nereye harcayacak paraya ihtiyacı vardır? (bir benzinli aracın emisyon ölçümü 14 YTL. yapılmaktadır)

2- İçinizde kamyon, otobüs, minibus gibi araçlardan emisyon ölçtürenine rastlayan var mıdır?

3- Belediye ya da kamu görevindeki gibi araçlara emisyon ölçüm merkezlerinde rastlayan var mıdır? Bu kurumlar kendi emisyon ölçümlerini kendileri mi yapmaktadırlar?

4- Egzozundan çevreyi kirletecek kadar atık, duman atan araçlara trafikten men ettirilmesi KARAYOLLARI TRAFİK YÖNETMELİĞİ gereği olmasına rağmen böyle bir muameleye tanık olanınız var mıdır?

5- Başta, çevreciyiz diye geçinen sivil toplum örgütleri ile ilgili, sorumlu ve yükümlüler nerededirler?

İşte, hergün e-mail'lerde ve çeşitli basın organlarında müstehzi ve alaylı olarak seyrettiğimiz YURDUM İNSANI olarak tanImladığımız kendi nazarımdaki YURDUM İNSANI budur...